Web sitemizde kullanıcı deneyimini artıran Çerezler (Cookie) kullanılmaktadır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmektesiniz.
X

İlişkilerimizde Pişmanlıklarımız

İlişkilerimizde Pişmanlıklarımız
16.06.2012
9012 Görüntülenme
0 Yorum

Pişmanlıklarımız her zaman analiz edilmeli ve yeni yaşantılara aktarılmadan ve bulaşmadan çözülmelidir. İnsan, yaşamının her döneminde değişimlere göre kararlar alır. Geçmişimiz zaten kararlarımızdan ibaret ise, aldığımız veya alamadığımız kararlar pişmanlıklarımızın kaynağıdır. Oysa en temel kararlarımızdan doğru eşi ve doğru işi seçmek pişmanlıkların da temelini oluşturur.

İlişki ve eş konusunda seçimlerimizdeki pişmanlıklarımızı konuşacağız bugün.

Pişmanlıklar, beklenmeyen sonuçlar, mutsuzluk süreçleri, hedefe ulaşamama, sonradan istenmeyen sonuçlarla karşılaşmasının yansımasıdır. Fakat öncelikle şu kuralı belirmek zorundayım. Her olay, zamanına, şartlarına ve o anki potansiyelinize göre yorumlanırsa sağlıklı ve gerçek sonuçlara ulaşılır. Geriye dönük pişmanlıklardan kurtulamamak ve bunu depresyona dayanak geliştirmek genelde az önce bahsettiğim gibi yorumlama hatasından kaynaklanmaktadır. Yani bugünkü potansiyelimizle, bilinç düzeyimizle, varlığımızla geçmişi yorumlar isek hatalı bakış açısı ile hatalı sonuçlar çıkarırız. Şimdiki aklım olsa, bugün olsa, gibi yorumlar yerine “o günkü şartlarda, o kadarı elimden geliyordu, farkındalığım ve yeterliliğim o kadarına yetiyordu” demeli ve kendimizi affetmeliyiz. Fakat affetmek, şuan ki durumu kabul etmek veya pes etmek değil, geçmişte yaşananı kabul etmek ve geri dönüşüm kutusundaki “BİZ”i affetmektir.

İlişkilerde kendimizi nasıl algılamamızı, affetmemize değindikten sonra bir de bu pişmanlıkları yaşamadan veya daha aza indirmek için ne yapmalıyız konusunda konuşalım.

Seçimler her zaman en kritik konulardır. Aslında her seçim o gün için değil, sonrası için yapılır, yani her seçim yaşanacaklar üzerine kurulur. Peki pişman olmamak için ne yapmalıyız?

Aslında öyle kolay bir cevabı yok bunun. İlk aşama yine kendimizden başlamak.

Yani, karşıdakini suçlamak yerine, önce kendimizi tanımalıyız; biz ne istiyoruz? Nasıl biriyle mutlu oluruz, toplumsal beğeniye uygun mu seçiyoruz, yoksa derinlerden gelen öz seçimlerimizle mi seçiyoruz? Bugün eş ve sevgili seçimlerinde dışsal telkinler ve etmenler o kadar etkilidir.

Şöyle örnek vereyim: Eskiden bir kızı veya erkeği annesi veya babası şununla evlenmelisin diye baskı altına alırken, şimdi çaktırmadan basın-medya, arkadaş çevreniz, kariyer kanalınız, insanların yakıştırmaları durumları da gizli baskı olarak seçimlerimizi yönlendirmektedir. Anne-babanın baskısı ile sosyal-medya baskısını karşılaştırdığımızda aslında ebeveyn baskısı daha masum ve pragmatik görünmekte.

Bu durumda temel sorun seçim kriterlerimiz. Nasıl biriyim ki, nasıl biriyle mutlu olabilirim, nasıl bir ailede büyüdüm ki, hangi aile yapısının bireyi ile evliliğim daha sağlıklı olur? Hangi konularda ilişkilerde sorun yaşıyorum? Seçeceğim kişi hangi yönümle mutlu olur, hangisiyle mutsuz olur, birbirimizin hangi olumsuz yönlerini provake edip bileriz?

Bunları açıklayalım:

Ebeveynlerinizle sorun yaşamış ve bu sorun, onların kötü evliliğine tanık olmak veya direkt sizin kişiliğinize zarar vermek şeklinde ise şu risklerden bahsetmeliyim.

  • Ebeveyn intikamı:

Çocukluğunuz ve ergenliğinizde ebeveyniniz ile yaşadığınız sorunlar, onun gibi biriyle evlenmekten kaçmayı bir seçim hedefi haline getirebilir; onu andıran davranış, tutum, söz, mimik vs. herşey sizi o kişiye hemen bir teşhis koymaya neden olabilir. Bu önyargı nedeniyle o kişiyi detaylı tanımaktan alıkoyar sizi. Oysa yaşadığımız ülkede erkeklerin ve kadınların kendi cinslerine hiç benzememesi veya çağrıştırmaması mümkün değildir. O halde çağrıştırmaları değil, tümüyle tanımaları ele almalıyız.

Ebeveyninize benzeyen birinden her zaman kaçmayabilirsiniz de; onun gibi biriyle beraber olup hem (anne veya babadan) intikamınızı almak, hem de onu düzelteceğinizi zannedip kendi annenize olan öfkenizi ve gizli yarışınızı tamamlamayı amaç edinebilirsiniz.

Mesela, devamlı anne-babasının kavgalarına şahit olanlar, annelerinin bu duruma sessiz kalmalarına isyan edememelerine veya kendini savunamamalarına hem çözüm üretemedikleri için çok üzülür hem de annelerinin tepkisizliğine karşı çok öfkelenirler. Bu şekildeki bireyler, kendi sevgili veya eş seçimlerinde, bilinçdışında babalarına benzer insanları seçerler. Çünkü hem annesinin yapamadığını yapacak ve yarım kalan savaşı kazanacak hem de çocukluğundaki yaraları saracağını düşünecektir. Peki başarılı olabilecek midir? HAYIR. Çünkü düzelmek veya iyileşmek ilişki ile olmaz.

Mesela, anneler ile kızlar arasında özel bir dertleşme bağı vardır. Fakat toplum yıllarca bu bağı görmezden gelip “kızlar babalarına düşkündür” gibi yanlış bir yoruma kaçmıştır. Düşkün değil, hayrandır. Anne ile kızı arasındaki bu bağ ile anne tüm sorunlarını kızına anlatırken kötülediği kişi babasıdır. Kız çocuğu bu durumda “asla annem gibi olmayacağım, kendimi ezdirmeyeceğim” düşüncesiyle sahaya inmeyi bekler. İlişkilerinde ise kemikleşmiş bu düşüncenin yarattığı aşırı savunma ve gereksiz güçlü olma-itiraz etme davranışları dışa vurur. Buradaki kız, gereksiz bir feminist-isyankar role bürünür. O, tüm erkekleri babası gibi zannederek başlar. Bilinçaltında erkeklere büyük bir öfke-güvensizlik vardır; hep ezileceği ve değersizleştireceği düşüncesi hakimdir.

Gördüğümüz gibi yaşantılarımız, beğeni ve seçimlerimizi direkt etkileyebilmektedir.

Bunun yanında ilişkide en çok rahatsız olduğunuz şey, her zaman ve herkes için rahatsızlık yaratmayabilir. Bu durumda ise daha çok eski sahneler (anne–babanın davranışına benzemesi-tahammülsüzlüğün sınırı vs.) etkilidir. Mesela, yıllarca anne-babası hep küs olan bir çocuk, eşinin küsmesine aşırı tepki verebilir. Yine mutsuz evliliklere tanık olan bireyler, ilişkilerindeki küçük mutsuzluklara bile tahammül edemezler. Onların toleransları bitmiş gibidir. Ama hayatlarındaki kişi değil, ebeveynleri bunun %95'ini doldurmuş, eşinin küçük bir hatası bile bardağı taşıran ağır duygusal etkilere neden olur.

  • Tamir seçimi:

Seçtiğiniz kişi, en hassas noktanızı, en çok zedeleyen biri ise, siz aslında bu kişiyi seçerek zayıf noktanızla başetmeye çalışıyorsunuz; taze taze yaşanan duygular ile çalışmak sahaya inmektir. O nedenle zayıf noktanızı aktive eden kişiyi seçmeniz bir tesadüf değil, bir tamamlanamama durumudur. Çocukluğunuzda duygusal istismar veya sevgi sorunu yaşamışsanız soğuk birini seçmek gibi ya da sert babanızdan sonra bağıran bir sevgili gibi.

Bunun yanında eş/sevgili seçiminde hiçbir zaman “aşarım, anlaşırım, zamanla uyum sağlarız“ gibi bakış açıları ile karar alınmamalıdır. Böyle bir seçim ihtimaldir-risktir. Sonuçta savaşarak ilişki olmaz. Savaşarak kimseyi düzeltemezsiniz. Savaşıyorsanız sevişemezsiniz.

Yorumlar
Henüz hiçbir yorum yapılmadı.
Doktorlarımıza sorularınızı iletin...
DoktorumOnline.NET ile alanında uzman doktorlarımıza yaşadığınız sağlık problemi ile ilgili soru sorabilir, isterseniz de doktorlarımız ile muayene için iletişim kurabilirsiniz. DoktorumOnline.NET size sizin en uygun doktora, en hızlı şekilde ulaşmanızı sağlar.
iv>