31.07.2012

Çözüm odaklı terapi, kısa sürede etkili olabilen bir terapi yaklaşımıdır. Araştırma sonuçlarına göre 5 seanslık psikoterapi oturumu sonucunda %83’lere varan iyileşme oranlarına sahiptir.

Çözüm odaklı terapi kısa sürelidir, geleceğe odaklanır ve bireyin geçmişiyle çok fazla ilgilenmez. Bireyin güçlü yönlerini ortaya çıkartarak bireye bu yönlerini nasıl kullandığını ya da kullanacağını fark ettirmeye çalışır. Bu terapi yaklaşımı bireyin problemini çözmekten ziyade, bireyin kendi problemleri için çözümler üretebilmesini amaçlar.

Çözüm odaklı terapiyi Amerika’da ilk geliştirenler Steve de Shazer ve Insoo Kim Berg’dir. Bu terapistlere göre kimse problemsiz olamaz, ancak bu problemlerin planlanarak çözümlenebilmesi mümkündür. Shazer ve Berg, bireyin geçmişinde karşılaştığı benzer durumlarda ne yaptığını araştırarak geçmişte bireyin kullandığı ancak şu anda fark edemediği çözüm yöntemlerini hastalarına fark ettirmeye çalışmışlardır.

Çözüm odaklı terapi, işe kişinin hayatındaki farklı bir durumun ne olabileceğini keşfetmekten başlar. Problem hakkında soru sormak yerine hastaya terapiden en iyi beklentiniz diye sorar. Bu soruyla hastanın neyi başarmak istediğinden çok, neleri geride bırakmak istediğine yönelir. Bu yöneliş, hastanın geçmişinde problemleri nasıl çözdüğünü ona fark ettirmek ve bu problemleri çözebilecek potansiyelin kendisinde varolduğunu hissettirmeyi hedefler.

3 temel soru, çözüm odaklı psikoterapilerin ana temellerini oluşturur:

1. Sizin bu terapiden maksimum (en fazla) beklentiniz nedir?

2. Eğer bu beklentiniz gerçekleşirse günlük yaşantınız nasıl olur?

3. Bu beklentilerinizin gerçekleşmesine bugün için katkıda bulunabilecek yaptığınız şeyler nelerdir?

Terapistin görevi her bir hastanın bu 3 soruya verecek cevabının olduğuna emin olmak ve hastanın bu sorulara cevap vererek kendi probleminin çözümünü üretmesine yardımcı olabilmektir.

Temel Yaklaşımlar

Çözüm odaklı terapide, terapist hastayla yürüttüğü seanslarda hastanın söylediklerinden hareket ederek bazı varsayımlar oluşturur. Bu varsayımlara, terapi boyunca odaklanılarak hastanın neleri nasıl yaptığını fark eder ve kendi fark ettiği potansiyeli hastaya da fark ettirmeye çalışır. Bu konudaki temel yaklaşımlar şunlardır:

1. Kaçınılmaz ve değişmez olanı değiştirin :

Çözüm odaklı terapistlerin yaptıkları araştırmalara göre hastaların terapiye gelmeden önce de hayatlarında bir takım değişiklikler olmaktadır. Hasta yaşamında bu değişikleri başlatmamaktadır, ancak kendisi de bunların farkında değildir. Terapistin görevi hastayla beraber bu değişimlere odaklanmak ve hastaya bu değişimlerin terapiye gelmeden öncede meydana geldiğinin fark edilmesini sağlamaktır.

2. Küçük değişimler büyük değişimlere neden olur:

Çözüm odaklı terapiden geçen hastalarla yapılan çalışmalarda, hastanın hayatında bir kez bile meydana gelen bir değişikliğin kartopu gibi bir etkisi olmakta ve giderek büyüyerek etkisini göstermektedir. Hastanın yapabildikleri ve yapabilecekleri hakkında konuşmak onun gelecekte probleminin çözümü için yapabileceği daha ileri boyuttaki sorumluluklara olumlu yönde hizmet edecektir. Önemli nokta hastanın, problemin çözümü için gereken, hayatındaki değişikliğe nereden başlayacağını seçmesidir.

3. Geçmiş değiştirilemez :

Çözüm odaklı terapi bireyin geçmişinde başardığı işlere odaklanır, bireyin geçmişindeki travmaları araştırmaz. Bu terapi yaklaşımı bireyin şimdiye kadar olan yaşamını nasıl sürdürdüğünü ve karşılaştığı problem durumlarının nasıl üstesinden geldiğine odaklanarak bireyin geçmişteki kendi potansiyelini fark etmesine odaklanır. Bireyin geçmişini yeniden yaşatmayı hedef belirlemez.

4. İnsanlar problemlerinin çözümü için gerekli kaynaklara sahiptirler :

Çözüm odaklı terapistler, hastalarına kendi problemleri için yararlı olabilecek metodları fark ettirir ve onların karşılaştığı bu problemler karşısında kendi fark ettikleri çözüm yöntemlerini kullanmaları konusunda hastalarını uzmanlaştırmaya çalışırlar. Terapistler, hastalarının problemleri için etkili olabilecek çözüm yollarını, hastaların hayatlarında geçirdikleri olumlu yaşantılardan çıkarabilecektir. Terapide, hastadan geçmişte yaşadığı olumlu yaşantıları anlatması istenir. Böylece hastanın getirdiği problemin çözümü yine hastanın aktardığı olumlu yaşantılardan çıkarıma dayandırılır ve bu durumda hastaya hissettirilir.

5. İnsanlar diğerlerinden etkilenirler:

Meteorolog olan Edward Lorenz’in ortaya çıkardığı sausage‘kelebek etkisi’sausage teoremine göre Çin’deki bir kelebeğin kanat çırpması Amerika’daki hava şartlarını etkilemektedir. Daha kompleks bir sisteme sahip olan insanda ise, küçük değişimler farklı sonuçlar üretebilmektedir. İnsanların çok farklı sosyal ilişkileri vardır. Bu sosyal ilişkilerdeki küçük değişimler insanlarda farklı sonuçlara neden olabilmektedir. Bu noktada çözüm odaklı çalışan terapistler hastanın sosyal yaşantısına da yönelirler.

)

Henüz hiçbir yorum yapılmadı.